Bir sistem ve elektrik-elektronik mühendisi olarak endüstriyel otomasyon hatlarını tasarlarken temel kuralımız şudur: "Bir sensör veya denetim döngüsü, hattın verimini artırmak için kurulur; hattı çalıştıran motoru yakmak için değil." Ancak son dönemde eğitim kurumlarına kontrolsüzce boca edilen yapay zekâ araçları, pedagojik bir devrim yaratmaktan ziyade okul yönetimlerinin elinde öğretmenleri 7/24 izleyen, puanlayan ve baskı altına alan bir algoritmik mobbing mekanizmasına dönüştü.
"Yapay zekâ destekli okul" etiketini pazarlama argümanı olarak kullanan yönetimler; ders planlarının yapay zekâya onaylatılmasından, sınıf içi ses ve kamera analizlerine, veli mesajlarının yanıtlanma sürelerinden yapay zekâ tabanlı performans skorlarına kadar her parametreyi birer denetim sopası haline getirdi. Öğretmenin tecrübesi, sezgisi ve insani dokunuşu; birkaç yüz parametrelik soğuk istatistik matrislerinin altında eziliyor.
Yapay zekâ metrikleri pedagojiyi desteklemek yerine eğitimcileri sürekli izlenen birer veri giriş operatörüne dönüştürüyor.
1. Goodhart Yasası İflası: Ölçüm Hedefe Dönüşürse Anlamını Yitirir
Mühendislik ve ekonomi teorisinde çok temel bir prensip vardır: Goodhart Yasası. Bir ölçüm hedef haline geldiği anda, artık iyi bir ölçüm olmaktan çıkar. Eğitim kurumlarında yaşanan tam olarak budur.
Yönetimler yapay zekâ entegrasyonu adı altında öğretmenlere yapay zekâ portalı kullanım kotaları koyuyor: "Haftada en az 10 yapay zekâ destekli ödev oluşturulacak", "Sınav analizleri yapay zekâ botuna yüklenip 24 saatte raporlanacak", "Veli soruları yapay zekâ taslaklarıyla anında yanıtlanacak." Öğretmenin sınıfta çocukla kurduğu göz teması veya sınıftaki bir travmayı çözme becerisi ölçülemediği için yok sayılıyor; buna karşılık sisteme girilen veri adedi öğretmenin tek liyakat kriteri haline getiriliyor. Bu verileri yetiştiremeyen öğretmen ise "teknolojiye dirençli" veya "yetersiz" yaftasıyla mobbinge maruz bırakılıyor.
2. Dijital Panoptikon: Sürekli Gözetim ve Pedagojik İrade Gaspı
Filozof Jeremy Bentham'ın tasarladığı "Panoptikon" hapishanesinde mahkumlar, gözetleme kulesindeki gardiyanın kendilerini ne zaman izlediğini bilmedikleri için her an izleniyormuş gibi davranmak zorundaydı. Eğitim teknolojilerindeki kontrolsüz otomasyon, öğretmenler için modern bir dijital panoptikon inşa etti:
- Veli Baskısının Algoritmalaşması: Veliler, yapay zekâ destekli okul portallarından öğretmenin sisteme girdiği her notu, ödevi ve aktiviteyi dakika dakika takip edip öğretmeni botların ürettiği yüzeysel istatistiklerle sorguluyor.
- Pedagojik Özerkliğin Yok Edilmesi: Öğretmenin sınıftaki anlık duruma göre ders akışını değiştirme esnekliği elinden alınıyor. "Yapay zekânın önerdiği haftalık müfredat kazanım grafiğinin %12 gerisindesiniz" şeklindeki otomatik sistem uyarıları, idareciler tarafından doğrudan bir ihtar ve mobbing aracına dönüştürülüyor.
- 7/24 Kesintisiz Telemetri: Akıllı tahtaların açık kalma süresi, tablet senkronizasyon verileri ve LMS platformlarındaki fare hareketleri arka planda loglanarak öğretmen üzerinde görünmez bir dijital kırbaca dönüşüyor.
Gerçek Pedagoji vs. Algoritmik Mobbing Kriterleri
| Değerlendirme Alanı | İdeal Pedagojik Yaklaşım | Yapay Zekâ Mobbingi Altındaki Sistem |
|---|---|---|
| Başarı Kriteri | Öğrencinin kavrama derinliği ve merakı | Sisteme girilen yapay zekâ test ve quiz kotası |
| Hata Toleransı | Deneme-yanılma ve kişisel öğrenme süreci | Algoritmik sapmada anında idari uyarı |
| Mesai Sınırı | Sınıf içi odaklı, dinlenmeye saygılı | Bot bildirimleriyle evde devam eden veri girişi |
| Öğretmenin Rolü | Rehber, ilham kaynağı ve mentor | Yapay zekâ motoruna veri taşıyan alt yüklenici |
3. Mühendislik Reçetesi: İnsanı Döngüde Tutmak (Human-in-the-Loop)
Daha önce kaleme aldığım yapay zekânın istatistiksel illüzyonu analizinde de vurguladığım gibi; yapay sinir ağları anlamı, etiği veya pedagojiyi idrak edemez. Bir yapay zekâyı öğretmenin yerine karar verici veya öğretmeni denetleyen bir teftiş amiri konumuna getirmek, mühendislik açısından tasarım hatasıdır.
Doğru kurgulanmış bir yapay zekâ entegrasyonu, öğretmenin sırtındaki idari evrak ve formalite yükünü almalı; öğretmeni izlemek için değil, ona zaman kazandırmak için çalışmalıdır. Yapay zekâ bir gözetleme kulesi değil, öğretmenin tezgahındaki yardımcı bir el aleti olmak zorundadır. Aksi takdirde okullar, öğrencilere ilham veren birer yuva olmaktan çıkıp algoritmik hedefleri tutturmaya çalışan tükenmiş insanların fabrikasına dönüşecektir.
Eğitimde Dijital Baskıyı Yaşadınız Mı?
Bir öğretmen olarak okulunuzda yapay zekâ veya portal kullanımı üzerinden performans baskısı hissediyor musunuz? Teknolojinin eğitimdeki sınırları sizce nerede çizilmeli? Yorumlarda deneyimlerinizi paylaşın!